Trafikte Haklarım Derneği olarak kurulduğumuz günden bu yana trafik suçları için daha caydırıcı ceza politikalarının uygulanması gerektiğini savunduk. Neden mi?

Türkiye’de Trafik Kaza İstatistikleri

Ülkemizde 2015–2024 yılları arasında toplam 12.257.544 ölümlü ve yaralanmalı trafik kazası meydana gelmiştir. Bu kazalar sonucunda 62.761 kişi hayatını kaybetmiş, 3.024.470 kişi ise yaralanmıştır.
Yaralanan kişilerden kaçının uzun süreli sağlık sorunlarıyla mücadele ettiği veya kalıcı engellilik durumu yaşadığına ise dair veri bulunmamaktadır.
Son on yıllık dönemde trafik kazalarında hayatını kaybeden kişi sayısı, büyük spor kulüplerine ait stadyumların kapasitesini aşan bir büyüklüğe ulaşmıştır. Örneğin, Galatasaray, Fenerbahçe ve Beşiktaş’ın stadyum kapasiteleri dikkate alındığında, kaybedilen can sayısının bu kapasitelerden daha yüksek seviyelerde olduğu görülmektedir.
Ayrıca aynı dönemde yaralanan kişi sayısı, ülke nüfusu dikkate alındığında yaklaşık her 100 kişiden 3–4’ünün trafik kazalarında yaralandığını göstermektedir.
Kazaya neden olan kusurlar içinde sürücü kusurları %90,1 pay ile ilk sıradadır.
Türkiye'de 2024 yılında ölümlü yaralanmalı trafik kazasına neden olan toplam 318 bin 926 kusura bakıldığında kusurların %90,1'inin sürücü, %8,2'sinin yaya, %0,8'inin taşıt, %0,5'inin yolcu ve %0,3'ünün yol kaynaklı olduğu görüldü.

Toplumumuzun Trafik Suçu Algısı

Trafik güvenliği yalnızca yolların kalitesi ya da denetimlerin sıklığı ile ilgili değildir. Aynı zamanda toplumun trafik kurallarına ve ihlallerine nasıl baktığıyla da doğrudan ilişkilidir. Bu noktada, Emniyet Genel Müdürlüğü tarafından geçmiş yıllarda yürütülen kapsamlı bir araştırma oldukça çarpıcı sonuçlar ortaya koymaktadır.

Araştırmanın ilk aşamasında İstanbul’da kalitatif (nitel) grup tartışmaları gerçekleştirilmiştir. İkinci aşamada ise Türkiye genelinde sürücüler ve yayalardan oluşan toplam 3.000 kişiyle kantitatif (nicel) araştırma yapılmıştır. Nicel araştırma kapsamında, Bilgisayar Destekli Yüz Yüze Anket (CAPI) yöntemi kullanılarak veri toplanmış ve elde edilen bulgular doğrultusunda “Trafik ve Güvenlik Kuralları Araştırması Raporu” hazırlanmıştır.

Çarpıcı Bir Soru, Çarpıcı Sonuçlar: Araştırmada katılımcılara şu soru yöneltilmiştir: 
“Kusurun yüzde yüz sizde olduğu bir trafik kazasına neden olduğunuzu düşünün. Bu kazada kendinizin mi ölmesini tercih edersiniz, yoksa karşı taraftaki kişinin mi?”

12 kişilik odak gruplarla yüz yüze yapılan görüşmelerde, muhtemelen sosyal ortamın da etkisiyle katılımcıların %83’ü “kendim ölmeyi tercih ederim” şeklinde yanıt vermiştir.

Ancak 3.000 kişiyle yapılan geniş çaplı ankette sonuçlar oldukça farklı çıkmıştır; katılımcıların %60’ı “karşı tarafın ölmesini tercih ederim” cevabını vermiştir.

Trafik Suçları ve Hırsızlık Algısı

Araştırmada trafik suçları ile hırsızlık suçu da karşılaştırılmıştır. Odak grup tartışmalarında ortaya çıkan sonuç oldukça dikkat çekicidir. Katılımcılar hırsızlığı “yüz kızartıcı bir suç” olarak görürken, trafik kural ihlallerinin ölümle sonuçlanabilmesine rağmen aynı şekilde yüz kızartıcı bir suç olarak algılanmadığı görülmüştür. Bu da trafik kural ihlallerinin, diğer suçlara kıyasla toplumda daha kolay meşrulaştırılabildiğini göstermektedir.

Anket sonuçları da bu algıyı kısmen doğrulamaktadır. Katılımcıların:

  • %14’ü trafik suçlarının hırsızlık kadar yüz kızartıcı bir suç olmadığını,
  • %35’i ise aynı derecede yüz kızartıcı bir suç olduğunu ifade etmiştir.

Bu algının toplumda nasıl karşılık bulduğunu gösteren örneklerden biri de, kamuoyunda büyük infial yaratan bir kazada alkollü araç kullanarak 3 kişinin ölümüne neden olan senarist Emrah Serbes olayında görülmüştür.

Serbes’in aldığı 11,5 yıllık hapis cezasının, pandemi döneminde yapılan infaz düzenlemesi sonrası yaklaşık 3 yıl cezaevinde kaldıktan sonra tahliye edildi. Cezaevinde kaldığı dönemde sosyal medyada kendisine gelen bazı destek mesajları “Böyle adaletin kaderin…”, “Dön artık, bekliyoruz be Emrah’ım…”, “Kendini bitirdin tamam da bizden ne istedin be reis…” gibi mesajlar, toplumun bir kesiminde trafik suçlarının hâlâ tam anlamıyla “suç” olarak algılanmadığını gösteren çarpıcı örnekler olarak karşımıza çıkmaktadır.

 

Trafik Suçlarına Caydırıcı Ceza Talebi

Yapılan araştırmada, sürücülerin yaklaşık yarısının trafik kurallarına uyma gerekçesi olarak ceza almama motivasyonunu belirtmesi; kamuoyunun ise yarıya yakınının trafik cezalarının artırılması ve daha caydırıcı yaptırımlar uygulanması gerektiğini vurgulaması dikkat çekicidir.

Ölümlü ve yaralanmalı trafik kazalarına ilişkin istatistikler incelendiğinde, can kayıplarına yol açan kazalarda ilk beş temel kural ihlalinin toplam ihlallerin yaklaşık %84’ünü oluşturduğu görülmektedir. (TÜİK)

Araştırma bulguları ve resmi istatistikler birlikte değerlendirildiğinde, trafik kazalarının önemli bir bölümünün yalnızca mevcut kurallara uyulmasıyla dahi önlenebilir nitelikte olduğu anlaşılmaktadır. Bu durum, daha güvenli bir trafik ortamının sağlanabilmesi için kurallara uyumun artırılmasına ve trafik suçlarına yönelik daha caydırıcı politika ve uygulamalara ihtiyaç bulunduğunu açıkça ortaya koymaktadır.

Trafik Kazası Mağdurunun Maddi Yükü

Ölümlü ve yaralanmalı trafik kazaları sonucunda bir trafik mağdurunun, 2026 yılı itibarıyla, ceza ve tazminat davalarındaki dava süreçlerinde katlanması gereken asgari masraflar aşağıda belirtilmiştir:

 

Bir trafik kazasında mağdur olan kişi, daha adalet arama sürecinin başında dava süreçleri için yaklaşık 120.000 – 140.000 TL arasında maddi bir yükün altına girmek zorunda kalabiliyor.

Trafik kazalarında mağdurların üstlendiği maddi yük, suçlulara uygulanan cezai yaptırımlardan çok daha ağır olabilmektedir. Bir trafik kazasında mağdur olan kişi, cezai süreç boyunca karşılaştığı masraflar, dava harçları, avukatlık ücretleri ve diğer yargılama giderlerinin yanı sıra fotokopi, yol, yemek vb. gibi günlük masraflar ve iş gücü kaybı / gelir kaybı nedeniyle ciddi bir ekonomik yük altına girer.

Bu süreçte mağdur, yalnızca fiziksel ve duygusal zararlarla mücadele etmekle kalmaz; adalet arayışı içinde katlanmak zorunda olduğu ekonomik yükle de baş etmek zorundadır. Ceza davalarında avukatlık ücretleri, noter masrafları ve bilirkişi ücretleri gibi giderler, mağdurun mali durumunu ciddi şekilde etkileyebilir.

Benzer şekilde, maddi ve manevi tazminat davaları da yüksek maliyetler doğurmaktadır. Mağdurların uğradığı maddi kayıplar, çoğu zaman cezalandırılan suçluların ödedikleri miktarlardan çok daha fazladır. Bu durum, trafik kazası mağdurlarının hem adalet hem de finansal açıdan oldukça dezavantajlı bir konumda olduklarını açıkça göstermektedir.

Engelli Kalan Trafik Mağdurunun Maddi Yükü

Trafik kazası sonucu uzuv kaybı yaşayan bireyler için protezler, yalnızca hareket kabiliyetini sağlamakla kalmaz; aynı zamanda bağımsız yaşamı, çalışma hayatına dönüşü ve sosyal katılımı mümkün kılan temel tıbbi ve fonksiyonel araçlardır.

Trafik kazası sonucu engelli kalan bir bireyin tıbbi malzeme giderleri de oldukça yüksek. SGK bazı protez ve ortezleri belirli bir limite kadar karşılıyor; ancak ihtiyaç duyulan daha kaliteli ürünlerin piyasa fiyatları çok daha yüksek. Bu fiyatları protez ve ortez firmalarından aldığımız verilerle hazırladığımız tabloda görebilirsiniz.

Örneğin küçük bir kız çocuğunun trafik kazasında kolunu ya da bacağını kaybettiğini düşünün. Çocuk büyüdükçe boyu ve kilosu değişeceği için protezinin de belirli aralıklarla yenilenmesi gerekecek. Bu da aile için sürekli ve ağır bir maliyet anlamına geliyor.

Örneğin diz üstü mikroişlemcili protezlerde SGK’nın karşıladığı tutar yaklaşık 80.000 TL ile en fazla 115.000 TL arasında değişiyor. Oysa piyasada kaliteli ve gelişmiş protezlerin fiyatı 1 milyon – 1 milyon 300 bin TL arasında olabiliyor.


Kazalar olduktan sonra ortaya çıkan bu ağır maliyetleri karşılamaya çalışmak yerine, kazaların hiç yaşanmamasını sağlamak çok daha etkili ve insani bir yaklaşımdır. Bu nedenle caydırıcı ceza politikaları, yalnızca kural ihlallerini azaltmak için değil; insanların hayatını maddi manevi olumsuz etkileyen bu sonuçların önüne geçebilmek için de kritik bir öneme sahiptir.

Trafik Mağdurlarının Manevi Yükü

Trafik kazaları yalnızca fiziksel yaralanmalara yol açmaz; kazaların yarattığı manevi yük, engellilik veya sevdiğini kaybetme durumlarında oldukça ağırdır. Trafik kazası sonucu engelli kalan kişiler, psikolojik, sosyal ve ekonomik açıdan ciddi zorluklarla karşılaşır. Benzer şekilde, sevdiğini kaybeden kişiler de yoğun yas, suçluluk ve güven duygusunun sarsılması gibi derin travmalar yaşar.

Trafik kazası sonucu engelli kalan kişinin manevi yükü:

  • Psikolojik etkiler: Depresyon, anksiyete, travma sonrası stres bozukluğu (TSSB), özgüven kaybı, çaresizlik duygusu.
  • Sosyal etkiler: Aile ve arkadaş ilişkilerinde değişim, sosyal hayata katılımda zorluk, izolasyon.
  • Ekonomik ve yaşam bağımsızlığı kaybı: İş kaybı, gelir azalması, artan bakım ihtiyacı ve harcama yükü.
  • Hukuki ve hak arama stresi: Tazminat, sigorta ve yasal süreçlerdeki güçlükler.
  • Gelecek kaygısı: Uzun vadeli sağlık sorunları, yaşam kalitesi düşüşü, bağımsız yaşam kısıtlamaları.

Sevdiğinin kaybının manevi yükü:

  • Yoğun yas ve kayıp duygusu: Sevilen birinin ölümü, travmanın şiddetini artırır ve baş etme sürecini zorlaştırır.
  • Psikolojik etkiler: Travma sonrası stres bozukluğu, suçluluk duygusu, sürekli korku ve güvensizlik.
  • Hukuki ve hak arama stresi: Ceza,tazminat, sigorta ve yasal süreçlerdeki güçlükler.
  • Sosyal ve aile ilişkileri: İletişim kopukluğu, yalnızlık, toplumsal desteğe ihtiyaç.
  • Gelecek kaygısı ve yaşam algısı: Hayata dair kontrol hissi kaybı, güven duygusunun sarsılması, günlük yaşam aktivitelerinde zorlanma.

Bu ağır manevi yüklerin artmasında, yargılama süreçlerindeki eksiklikler de önemli bir rol oynar. Mevcut uygulamada yargı kararları çoğunlukla, trafik kuralları ihlali üzerine hazırlanan bilirkişi raporlarına dayandırılmakta; kazaya sebebiyet veren kişinin iradesi ile olay anındaki bilinçli taksir veya olası kast unsurları yeterince incelenmemektedir. Bu nedenle birçok davada alınan kararlar, adalet duygusunu zedeleyen sonuçlar doğurmakta ve istinaf ile temyiz aşamalarında sıklıkla bozulmakta, yeniden yapılan yargılamalar ise yıllarca sürebilmektedir. Bu durum, adil yargılanma hakkının ihlal edilmesine ve davaların zamanaşımı tehlikesi ile karşı karşıya kalmasına yol açmaktadır.

Hukuki süreçlerde karşılaşılan maddi yük, suçlulara uygulanan cezai yaptırımlardan çok daha ağır hale gelmekte; bu nedenle trafik mağdurlarının psikolojik iyileşmesi için adalet duygusunun tesis edilmesi büyük önem taşımaktadır. İnsan eliyle gerçekleştirilen travmalar, ‘doğal’ yollarla meydana gelen travmalardan daha ağır sorunlara yol açabilir. Bunun nedeni, insan eliyle olanlara anlam vermenin güçlüğüdür. Bir insanın başka birini öldürmesi ya da bilerek veya ihmalkârlık sonucu trafikte başkalarına zarar vermesi kolayca anlamlandırılabilecek bir durum değildir. Bu nedenle psikolojik olarak baş edilmesi çok daha zordur.

Psikolojik desteğin yanı sıra, travmatik olaylara yönelik toplumsal ve aile desteği, toplumsal duyarlılık ve dayanışma, adaletin sağlanması ve faillerin gerekli cezaları mümkün olan en kısa sürede alması; özellikle trafik kazaları gibi önlenebilir travmalara karşı yaya ve yol güvenliğine yönelik tedbirlerin alınması, hem yaralanmış kendiliğin onarılmasına hem de dünya ve insanların güvenilir olduğu algısının güçlenmesine katkı sağlar. Bu süreç, mağdurların yalnız olmadığını hissetmesini sağlayarak iyileşmede oldukça önemlidir.
Ancak, cezaların çoğunlukla alt sınırdan takdir edilmesi, para cezasına çevrilmesi ve mevcut infaz rejimi uygulamaları nedeniyle verilen cezaların fiilen yerine getirilmemesi, trafik kazalarına bağlı ölüm ve yaralanma vakalarında cezasızlık algısını pekiştirmekte ve mağdurların adalet duygusunun tatminini engellemektedir.

Ölümlü Trafik Suçlarında Hapis Cezalarının Adli Para Cezasına Çevrilmesi Sorunu: Caydırıcılık ve Trafik Güvenliği Açısından Değerlendirme


Taksirle ölüme neden olma suçu kapsamında, bilinçli taksir halleri hariç, yargılama sonucunda hükmedilen hapis cezası belirli koşulların varlığı halinde, ceza miktarına bakılmaksızın adli para cezasına çevrilebilmektedir.

Geçtiğimiz yıl kamuoyunda büyük yankı uyandıran bir trafik kazasında, motosikletli kuryeye çarparak ölümüne sebebiyet veren Somali Cumhurbaşkanı’nın oğlu, “taksirle ölüme neden olma” suçundan 2 yıl 6 ay hapis cezasına çarptırılmış; ancak ceza daha sonra 27.300 TL adli para cezasına çevrilmiştir. Bu karar, benzer davalar açısından ne bir ilk ne de bir istisnadır. Yargı uygulamalarında hâkimlerin geniş takdir yetkisi bulunmakta ve çoğu zaman bu yetki, para cezası yönünde kullanılmaktadır.

Mağduriyet yaşandıktan sonra, sevdiğini kaybeden bir trafik mağduru çoğu zaman 120 bin TL’den fazla maddi yükün altına girmek zorunda kalabiliyor. Buna karşılık, taksirle ölüme neden olan ve asli kusurlu bulunan bir sürücüye verilen hapis cezası, bilinçli taksir halleri hariç olmak üzere, bazı şartların varlığında ceza miktarına bakılmaksızın adli para cezasına çevrilebiliyor.

Türk Ceza Kanunu’nun 52. maddesine göre, bir gün karşılığı adli para cezasının miktarı, kişinin ekonomik durumu ve diğer şahsi halleri göz önünde bulundurularak takdir edilmelidir.
Haziran 2024 öncesinde bu miktar en az 20 TL, en fazla 100 TL olarak belirlenmişken,
Ceza Muhakemesi Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun ile bu miktar en az 100 TL, en fazla 500 TL olarak değiştirilmiştir.
Uygulamada çoğu zaman kişinin gelir durumuna bakılmadan, alt sınırdan yani günlük 100 TL üzerinden para cezası verildiği ve genellikle 24 eşit taksitle ödeme imkânı tanındığı gözlemlenmektedir. Bu durum, trafik kazalarında caydırıcılıktan uzak yaptırımların uygulanmasına ve can kayıplarının devam etmesine yol açmaktadır.

Kazaları önlemek, can kayıplarını azaltmak, sürücü davranışlarını değiştirmek ve kalıcı bir trafik kültürü oluşturmak amacıyla hazırlanan ve 12/2/2026 tarihinde kabul edilen Kanun No. 7574 – Karayolları Trafik Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi, 27 Şubat 2026 tarihinde Resmî Gazete’de yayımlanmıştır. ( https://www.resmigazete.gov.tr/eskiler/2026/02/20260227-0.htm)

Kanun ile trafik ihlallerine karşı daha caydırıcı yaptırımlar getirilmiş; 370.000 TL’ye kadar para cezaları, Ehliyete tedbir koyma, İdari para cezası ve hapis cezası uygulanabilir hâle gelmiştir .

İçişleri Bakanlığı, kazaları önleme ve can kayıplarını minimize etme amacıyla bu yaptırımları etkin biçimde uygular. Buna karşın, Adalet Bakanlığı’nın mevcut takdir uygulamasında, ölümlü trafik suçlarında hapis cezasının adli para cezasına çevrilmesi durumunda cezanın alt limitinde artış sağlansa da uygulamada çoğunlukla alt sınırdan belirlenmektedir.

Bu durum, İçişleri Bakanlığı’nın “kazaları önlemek” yönündeki çabası ile Adalet Bakanlığı’nın takdir yetkisinde uygulanan düşük cezalar arasında bir çelişki yaratmaktadır. Bir yanda önleyici yaklaşım ve caydırıcı yaptırımlar uygulanmaya çalışılırken, diğer yanda asli kusurlu sürücülere verilen düşük cezalar bu çabaları gölgelemekte ve toplumsal adalet algısında zayıflığa yol açmaktadır.

Dolayısıyla, Adalet Bakanlığı’nın ölümlü trafik kazalarında cezaları artırarak takdir yetkisini daha caydırıcı ve standart bir şekilde kullanması, İçişleri Bakanlığı’nın önleyici hedefleriyle uyumlu bir yaklaşım sağlayacak, hem trafik güvenliğini güçlendirecek hem de toplumda adalet algısını destekleyecektir.

Trafik Kazalarının Ülkemize ve Küresel Ölçekte Maliyeti

Trafik kazaları yalnızca mağdurlara bireysel acı ve maddi yük getirmiyor.Aynı zamanda ülke ekonomisine ciddi maliyet oluşturuyor.

Trafik Güvenliği İçin Stratejik Yaklaşım

Trafik kazalarının ve can kayıplarının azalabilmesi için tüm bakanlıkların ve derneğimizin paydaşı olduğu Karayolu Trafik Güvenliği (2024–2027) Eylem Planı kapsamında derneğimizin önerdiği ve kabul edilen caydırıcı ceza politikaları ile ilgili performans göstergeleri:

PG 4.9.1: Trafik kural ihlalleri ile idari yaptırımların miktarları ile bu yaptırımların caydırıcılık niteliği arasındaki ilişkinin araştırılması ve bu ilişkinin güçlendirilmesi amacıyla AB ülkeleri ve trafik güvenliği bakımından üst sıralarda bulunan diğer ülkelerdeki iyi uygulama örnekleri çerçevesinde gerekli çalışmaların tamamlanma oranı
• Sorumlu Kuruluşlar: İçişleri Bakanlığı-Hukuk Hizmetleri Genel Müdürlüğü, Emniyet Genel Müdürlüğü, Jandarma Genel Komutanlığı, Karayolları Genel Müdürlüğü, Ulaştırma Hizmetleri Düzenleme Genel Müdürlüğü, Yerel Yönetimler Genel Müdürlüğü
İş Birliği Yapılacak Kuruluşlar: Gelir İdaresi Başkanlığı, İller İdaresi Genel Müdürlüğü, Yükseköğretim Kurulu Başkanlığı, Trafikte Haklarım Derneği

PG 4.9.2: Trafik kazası neticesinde meydana gelen yaralanma ve ölümlere ilişkin Türk Ceza Kanunu’nda bulunan hükümlerin caydırıcılık niteliğinin araştırılması ve bu niteliğinin güçlendirilmesi amacıyla AB ülkeleri ve trafik güvenliği bakımından üst sıralarda bulunan diğer ülkelerdeki iyi uygulama örnekleri çerçevesinde gerekli çalışmaların tamamlanma oranı
• Sorumlu Kuruluşlar: Adalet Bakanlığı-Ceza İşleri Genel Müdürlüğü, Adalet Bakanlığı-Mevzuat Genel Müdürlüğü, İçişleri Bakanlığı Hukuk Hizmetleri Genel Müdürlüğü, Emniyet Genel Müdürlüğü, Jandarma Genel Komutanlığı
İş Birliği Yapılacak Kuruluşlar: Yükseköğretim Kurulu Başkanlığı, Trafikte Haklarım Derneği

Caydırıcı Cezalar Gerçekten İşe Yarıyor mu?

Basında ve sosyal medyada “rekor cezalar” diye tabir edilen cezai yaptırımlar, PG 4.9.1 kapsamında İçişleri Bakanlığı hukuk müşavirleri tarafından 33 ülkede yapılan mevzuat araştırmasına dayanıyor.
Sonuç oldukça net:Caydırıcı ve orantılı cezalar, trafik güvenliğinde gerçekten işe yarıyor.

Birçok ülkede ağır ve tekrarlayan ihlallerde:
-Ehliyete el koyma
-Hapis cezaları
-Rehabilitasyon programları uygulanıyor ve tekrar eden ihlaller ciddi şekilde azalıyor.

Amaç Ceza Yazmak Değil

Yeni düzenlenen kanunlarla amaç ceza yazmak değil. Amaç:

Kazaları önlemek
Can kaybını azaltmak
Sürücü davranışını değiştirmek
Kalıcı bir trafik kültürü oluşturmak

Nitekim İçişleri Bakanlığı’nın radar haritasını yayınlaması da bu yaklaşımın bir parçasıdır.

Zaten trafik kültürüne hayranlık duyulan ve ölümlü-yaralanmalı kazaların düşük olduğu ülkelerde cezaların çok daha ağır olduğu görülmektedir. Çünkü basit bir gerçek var:
“Bir ceza, sürücünün davranışını değiştirmiyorsa caydırıcı değildir.” Bugün ülkemizdeki mevcut trafik cezaları ne yazık ki: “Göze alınabilir” bulunuyor. Tekrar eden ihlalleri durdurmuyor.
 
Bu yüzden cezanın, sürücüye “bir daha yapmam” dedirtecek seviyede olması gerekiyor.

Yeni düzenleme
Trafik cezalarındaki para cezaları kademeli olarak artırılıyor
Ehliyete el koyma uygulamaları genişletiliyor
Hapis cezaları gündeme geliyor

Amaç Rekor Ceza Değil, Rekor Güvenlik
 “Rekor cezalar” ifadesi  yanlış anlaşılmaya neden olmaktadır. Uygulanan idari yaptırımların amacı devletin gelir elde etmesi de değildir.

Asıl hedef:
Mağduriyetlerin önüne geçmek
Trafik kazalarını azaltmak
Can kayıplarını düşürmek
Sürücü davranışlarını olumlu yönde değiştirmek
Toplumda kalıcı bir trafik kültürü oluşturmak

Bu doğrultuda İçişleri Bakanlığı tarafından getirilen önleyici idari yaptırımlar, daha güvenli bir trafik düzeni için kritik bir adımdır.

İnsan Hayatı mı, Çanta mı? Trafik Suçlarında Adalet Çelişkisi

Örneğin bir anne ve çocuğu kaldırımda yürürken aracıyla anneye çarpıp ölümüne neden olan bir sürücü, Türk Ceza Kanunu’nun 85. maddesi kapsamında 2 ila 6 yıl arasında yargılanıyor.
Ancak aynı sürücü, annenin çantasını alıp kaçmış olsaydı, bu kez nitelikli hırsızlık suçu kapsamında (TCK 142/2-b) 5 ila 10 yıl arasında hapis cezasıyla yargılanacaktı.
Elbette mal da değerlidir; ancak insan hayatı her şeyden daha değerlidir. İşte bu nedenle, ceza hukukundaki bu tür çelişkilerin giderilmesini ve insan hayatını merkeze alan daha adil bir düzenleme yapılmasını talep ediyoruz.

Avrupa Örneği: Trafikte Adam Öldürme /Yol Cinayeti Suçu

30 Ocak’ta Belçika, trafik kazalarında ölümle sonuçlanan fiilleri daha ağır bir ceza rejimine tabi tutan yeni bir düzenlemeyi kabul etti. Bu düzenlemeyle:
“Ölümlü trafik kazası” yerine trafikte adam öldürme / yol cinayeti olarak adlandırılan yeni bir suç tipi ceza kanununa eklendi.
Sürücünün bilinçli, tehlikeli veya yasa dışı davranışlarının sonuçları artık daha ciddi yaptırımlara tabi tutuluyor.
Örneğin, sürücü alkol veya uyuşturucu etkisi altındayken, geçerli ehliyetsiz araç kullanırken veya kırmızı ışık ihlali yaparken bu suçu işlerse, azami hapis cezası 5 yıldan 10 yıla, para cezaları ise 10.000 €’dan 16.000 €’ya çıkıyor. Ülkemizde de benzer bir düzenlemeye ihtiyaç olduğuna inanıyoruz.

Trafikte Hayat Daha Değerli: Caydırıcı Ceza Politikaları Şart

Trafik kazaları, yalnızca bireyler üzerinde derin acılar ve ciddi maddi kayıplar yaratmakla kalmamakta; aynı zamanda ülkemizin yetişmiş insan gücünü de kaybetmesine neden olmaktadır. Elde edilen veriler, bu sorunun toplumsal ve ekonomik açıdan ülkemize ağır bir yük getirdiğini açıkça ortaya koymaktadır.

İnsan hayatını merkeze alan, adil ve caydırıcı cezaların uygulanması; hem toplumsal güvenliğin artırılmasına hem de trafik kazalarının önlenmesine doğrudan katkı sağlayacaktır.

Bu nedenle, İçişleri Bakanlığımızın yürüttüğü çalışmalara ek olarak Adalet Bakanlığımızın da daha güvenli bir trafik ortamı için daha etkili ve caydırıcı ceza politikalarını en kısa sürede hayata geçirmesi büyük önem taşımaktadır.

MART 2026

HAZIRLAYAN :
Trafikte Haklarım Derneği 
Kurucu Başkanı 
Yasemin USTA 

 

 

Haberdar Olmak için